HAMİLEYKEN YOGA YAPMAK (PRENATAL YOGA)

HAMİLELİKTE (GEBELİKTE) YOGA
HAMİLEYKEN YOGA YAPMAK (PRENATAL YOGA)
Yoga bütünlük birleşme manasındadır. Yoganın hamilelerde ve diğer insanlarda fiziksel ve ruhsal çok sayıda faydaları belirlenmiştir. Yoga fiziksel ve ruhsal bütünlüğü sağlamayı amaçlar. Yoga çalışmalarında çeşitli hareketler ve nefes alma-verme teknikleri uygulanır.

Gebelikte yoga yapılmasının faydaları:
– Kaslara esneklik, kuvvet kazandırır
– Annenin kendini fiziksel olarak daha formda hissetmesini sağlar
– Annenin psikolojik ve ruhsal olarak daha iyi hissetmesini sağlar
– Kegel egzersizleri ile pelvik taban yani doğum yolunu çevreleyen kaslar güçlenir
– Gebelikte en önemli kaslarlan biri olan sırt-bel kaslarını güçlendirerek sırt-bel ağrılarını önler
– Gebelikte daha sağlıklı kilo almanızı sağlar
– Krampları azaltır
– Nefes alma ve verme teknikleri ile anneye nefes almayı öğretir, bu sayede anne doğumda daha iyi nefes alır ve doğum sırasında daha rahat eder
– Bütün egzersizlerde olduğu gibi doğum sonrası annenin vücudunun daha kolay toparlanmasını sağlar

Diğer egzersizler gibi yogaya da gebeliğin 3 ayı bittikten sonra başlanılması önerilir. Doğuma kadar yapılabilir. Doğumdan sonrada egzersiz veya yoga yapılması anne vücudunun eski haline dönmesi açısından faydalı olacaktır. Tabi her egzersiz gibi yogaya da başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız ve mutlaka yoga uzmanı eşliğinde yapmalısınız.

Adetin en geç kaç yaşına kadar başlaması gerekir

KIZLAR ADET GÖRMEYE KAÇ YAŞINDA BAŞLAR?

Adet (regl) kanaması kızlarda genellikle 9-12 yaşları arasında başlar. İlk adet görülmesine menarş denir. 9 yaşından önce adet görülmesi erkendir.

Kızlarda 9 yaşından önce adet görmenin ve diğer ergenlik belirtilerinin başlamasının çeşitli nedenleri olabilir. Bazen hiçbir neden bulunamaz ve idiyopatik olarak adlandırılır. Beyin ve yumurtalıklarla ilgili hormon salgılayan bazı tümörler, dışarıdan alınan ilaçlar, böbrek üstü bezleri ile ilgili bazı hastalıklar ve tümörler küçük yaşta adet görmeye neden olabilir. Bazen 4-5 yaşlarındaki küçük çocuklarda adet kanaması olduğu görülür ve araştırıldığında çocuğun evde bulduğu doğum kontrol haplarını veya benzer hormon ilaçlarını içtiği farkedilir. Bu açıdan da ailelerin dikkatli olması gerekir. İlaç içilmesine bağlı adet kanamasının sakıncası yoktur ve kendiliğinden duracaktır, tekrar etmeyecektir. Ancak erken adet görmeye neden olan diğer sebepler önemlidir ve tedavisi gerekir.

Erken yaşta adet görmeye başlayan kız çocuklarının kemik epifizleri erken kapanabilir ve bu nedenle boyları kısa kalabilir. Bunu önlemek için ve çocuğa psikolojik destek vermek için bazı tedaviler uygulanır.

Adetin en geç kaç yaşına kadar başlaması gerekir?
Kız çocuklarında ilk adet kanamasının en geç 14 yaşında başlaması gerekir. Adet kanaması dışında tüylenme ve göğüslerde büyüme gibi diğer ergenlik belirtileri başlamışsa adet kanaması için 16 yaşına kadar beklenebilir. Bu yaşlara kadar adet (regl) kanaması başlamamışsa vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekir. Bu yaşlara kadar hiç adet başlamamasına primer amenore denir.

Adetin başladığı ilk yıllarda (ergenlik döneminde) düzensiz olması normaldir, hatta 3-5 ayda bir adet görmeler gerçekleşebilir. Bu durumlarda genellikle adet düzenleyici tedavi vermek yerine beklemek tercih edilir çünkü hastanın yaşı büyüdükçe genellikle en geç 16-17 yaşına vardığında adetler düzene kendiliğinden girer.

Puberte (adet) başlama yaşını etkileyen faktörler:
Aşağıdaki faktörlere maruz kalan kız çocukları daha küçük yaşta adet görmeye başlarlar.
– Gelişmiş ülkelerde yaşayanlarda
– Kentsel yerleşim alanlarında yaşayanlarda
– Deniz seviyesinde, düşük rakımda yaşayanlarda
– Ekvatoa yakın bölgelerde yaşayanlarda
– Körlerde puberte daha erken yaşta başlar

– Kırsal bölgelerde yalayanlar, aşırı egzersiz yapanlar, ciddi beslenme bozukluğu olanlar, soğuk iklimlerde yaşayan kız çocukları daha geç yaşlarda adet görmeye başlarlar. Hafif kilolu kız çocukları daha erken yaşlarda adet görmeye başlar ancak ciddi obezite tam tersi etki gösterir.

Paraaortik lenf nodu diseksiyonu (Açık ve laparoskopik)

JİNEKOLOJİK ONKOLOJİ – JİNEKOLOJİK ONKOLOG
Jinekolojik onkoloji (cerrahisi) nedir?
Jinekolojik onkoloji kadın hastalıkları ve doğum branşının bir yan branşı olarak rahim (uterus), rahim ağzı (serviks), yumurtalık (over), tüp (tuba uterina), vajen ve vulva kanserleri ve bu kanserlerin öncü lezyonları ile ilgilenen branştır. Jinekolojik onkoloji cerrahisi olarak da adlandırılır.
Jineonkoloji (jine-onkoloji) gibi kısaltılmış isimlendirmeler de kullanılmaktadır.

İngilizce: gynecologic oncology, gynaecological oncology

Jinekolojik onkolog:
Jinekolojik onkoloji cerrahisi adı ile ülkemizde 2011 yılından itibaren yandal eğitimi verilmeye başlanmıştır. Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavını (YDUS) kazanan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı (jinekolog) hekimler jinekolojik onkoloji cerrrahisi konusunda 3 yıl eğitim alarak jinekolojik onkoloji cerrahisi uzmanı ünvanını alırlar. Jinekolojik onkolog, jinekolog onkolog, jinekolojik onkoloji uzmanı gibi isimlendirmeler de yapılır.

İngilizce: gynecologic oncologist, gynaecological oncologist, gynecologic oncology specialist

Jinekolojik onkoloji hangi hastalıklar ile ilgilenir?
– Rahim ağzı (serviks) kanseri tedavisi
– Rahim ağzı kanserini önlemek için tarama (smear testi, HPV testi, HPV aşısı)
– Tarama programlarında saptanan lezyonların takibi ve tedavisi (ASC-US, ASC-H, LSIL, HSIL, AGC, AIS)
– Rahim kanseri (uterin kanser, endometrium kanseri)
– Yumurtalık kanseri (over kanseri)
– Tuba kanseri
– Vajen kanseri
– Vulva kanseri
– Prekanseröz lezyonlar (kanser öncüsü lezyonlar): CIN, VIN, VaIN
– Genital Siğil (Kondilom)
– Gestasyonel trofoblastik hastalıklar (GTN)
– Malignite potansiyeli bulunan pelvik kitlelerin açık, kapalı (laparoskopik) ve robotik cerrahi yöntemlerle ameliyatı
– Diğer organlardan rahim, yumurtalık gibi organlara metastaz yapan kanserlerle ilgili cerrahi müdahaleler

Bazı ülkelerde meme kanseri ile ilgili ameliyatları da jinekolojik onkologlar gerçekleştirmektedir, ancak ülkemizde bu ameliyatlar genel cerrahi uzmanları (meme cerrahları) tarafından gerçekleştirilmektedir. Türkiye’de jinekologlar veya jinekolojik onkologlar meme hastalıkları ve meme kanseri ile ilgili ameliyatları gerçekleştirmezler.

Jinekolojik onkoloji cerrahisinde uygulanan ameliyatlar:
– Radikal histerektomi (Tip2 ve Tip3 histerektomi) (Açık ve laparoskopik)
– Tip 1 Histerektomi (+- Salpingoooforektomi) (Açık ve laparoskopik)
– Sitoredüktif cerrahi, kanser debulking
– Omentektomi
– Barsak anastomozu, barsak rezeksiyonu, kolostomi
– Splenektomi
– Peritonektomi
– Diafram stripping
– Pelvik egzenterasyon
– Pelvik lenf nodu diseksiyonu (Açık ve laparoskopik)
– Paraaortik lenf nodu diseksiyonu (Açık ve laparoskopik)
– Kasık lenf nodu diseksiyonu
– Radikal vulvektomi
– Vajenektomi
– Trakelektomi
– Parametrektomi
– Konizasyon ve LEEP
– Kolposkopi, servikal biyopsi
– Vulvoskopi, vulva biyopsisi

Jinekolojik onkoloji bölümü hangi hastanelerde bulunur?
Jinekolojik onkoloji cerrahisi veya jinekolojik onkoloji bölümü (kliniği, bilim dalı) adı altında ülkemizde üniversitelerin tıp fakültelerinde, eğitim ve araştırma hastanelerinde ve bazı özel üniversite hastanelerinde bölümler mevcuttur. Her üniversite hastanesinde ve her eğitim araştırma hastanesinde jinekolojik onkoloji doktorları ve bölümü mevcut değildir.

Jinekolojik onkoloji klinikleri medikal onkoloji (tıbbi onkoloji), radyasyon onkolojisi, patoloji, radyoloji, nükler tıp gibi branşlarda sıklıkla işbirliği içerisinde çalışırlar. Ameliyatlarda genel cerrahi, üroloji, kalp damar cerrahisi gibi branşlardan görüş ve yardım alındığı sıktır. Bu nedenle bu branşların bazıları yandal eğitiminde rotasyon olarak yer alır.